Yurtdışı Tatil Önerileri

Terezin Toplama Kampı: Tarihin Karanlık Yüzüne Yolculuk

Terezin Toplama Kampı: Tarihin Karanlık Yüzüne Yolculuk

Bazen de bazı gezdiğimiz yerler keyifli ve eğlenceli olmuyor maalesef. Tarihin utanç tarafı bazen böyle yüzümüze yüzümüze vuruyor. Prag’dan geldiğimiz Terezin buna en büyük örnek. Theresienstadt; II. Dünya Savaşı’ndaki Nazi getto-toplama kampıdır. Günümüzde Çek Cumhuriyeti sınırları içinde olan Terezin kentinde Gestapo tarafından kuruldu. 24 Kasım 1941’den 9 Mayıs 1945’e kadar açık kaldı. Prag’dan 45 dakika kadar uzaklıkta bulunuyor.

Terezin Toplama Kampı’nın girişinde karşımıza kocaman bi alanda burada yaşamını yitiren 10.000 kişinin mezarı çıkıyor. Eski mahkumların ailelerinin girişimleriyle 1947’de Terezin Anıtı oluşturulmuş.

Daha fazla bilgi için: Holokost Tarihi Müzesi

 

terazin toplama kampı
terazin toplama kampı

Bu mezarları geçtikten sonra kampa girmek için gişeye geliyoruz. Giriş kişi başı 12€. Engellilere ve bir refakatçisine ise ücretsiz. Ücretsiz olsa da biletimizi alıp öyle giriyoruz. Tabii ki yolların düzgün olmasını burada bekleyemiyoruz 🙂 O yüzden biraz sıkıntılı geziyoruz. Zaten yollar kötü olmasa bile içeri adım attığımız anda boğazımıza bir yumruk oturuyor. O kadar garip ve kötü bir his ki. Anında orada yaşanan bütün acıları hissediyorsunuz. En azından benim için öyle oldu. Ben bi süre dolaşmayı bıraktım. Çünkü kaldıramamaya başladım. Yani neresinden bakarsanız zor bir yolculuk sizi bekliyor..

Arbeit Macht Frei Yazısı

Terezin Toplama Toplama kampının inşası için 342 Yahudiyi, aileleriyle birlikte buraya yerleşmelerine izin verme vaadi ile çalıştırdılar. Onlara şöyle söyleniyordu Arbeit Macht Frei (Çalışmak Özgürleştirir.) Hatta kapıya bunu yazmışlardı. Bu kapıdan geçtikten sonra toplu hücreler bölümüne geçiliyor.

Kampın inşasını bitirdikten sonra 1943’te bu Yahudiler aileleriyle beraber Auschwitz’e vardıkları anda zehirli gazla öldürüldüler.

Kapıdan girdikten sonra kocaman bir avluda toplu koğuşlar bölümüyle başlıyoruz.

Koğuşlarda Zor Hayat Şartları

15-20 kişinin yaşayabileceği koğuşlarda 200’e yakın kişinin yaşadığını öğrenme gerçeğiyle tekrar sarsılıyoruz. Koğuşların çoğunda pencere bile yok. Zaten içerisine tuvalet ya da su yok. Tabii ki bu durum bir çok hastalığı da beraberinde getiriyor. Topluca bi alanda banyo yaptırıyorlardı hatta çoğu zaman kıyafetleriyle suyun altına sokuyorlarmış. Ve kıyafetlerini üzerlerinde kurutmak zorunda kalıyorlarmış. Aklımızın almadığı gibi kalbimizde almıyor.

Ölüm Tüneli ve İdam Alanı

Zaten orada olmak yeterince zorken detayları bilmek çok ağır geliyor. İnsanoğlunun bu kadar acımasız olabilmesi mantık dışı. Kampta 17 ile numaralandırılan 500 metre uzunluğundaki tünelden geçerek idam alanına doğru ilerleniyor. Bu tünelin sonu ölüm ve mahkumlar ölümüne doğru yürüdüklerini biliyorlar. Kurşuna dizilen kurbanlar; iki üç gün boyunca bu alanda bekletilip, daha sonra krematoryumda yakılmak üzere fırınlara götürülüyorlarmış. Tünelin sonundaki duvarda kurşun izleri hala duruyor. Ve buraları gezerken arada bir silah sesleri duyuyorsunuz. Sanki görmek zor değilmiş gibi gerçekten o anlara gidiyoruz bu silah sesleriyle..

 

Kadınlar Bölümü ve Müze

Kadınlar koğuşunun ve çamaşırhanenin oldUğu bölümler daha farklı bir alanda. Ayrıca bu alanda müze ziyaretçileri için yapılmış tuvaletler mevcut. Engelli tuvaleti var. Tuvalet girişleri çok uygun.

Kampın içerisinde bir de müze var. Askerlerin ve mahkumların kıyafetleri, eşyaları sergileniyor. Çeşitli fotoğraflar ve resimler bulunuyor. Burayı da incelemek ve bu işkencecileri görmek ayrı bir acı.

Terezin Toplama Kampı’nda Anıların İzinde

Nazi zulmünün yaşandığı döneme ışık tutan Holocaust filmlerinden “Hayat Güzeldir” ve “Schindler’in Listesi”nin bazı sahneleri Terezin Kampı’nda çekilmiş. Ve eğer bu filmleri izlediyseniz buraları görmek tarihe dokunmak çok çok garip.

Kampta ölenlerden biri de Sigmund Freud’un kızkardeşi olan Esther Adolphine idi.

Son olarak; insanların fiziksel ve psikolojik olarak ne kadar çok acı çektiğini ve bunlarında başka insanlar tarafından yapıldığı ortamı görmek belki içimizde var olan nefret duygularını ortadan kaldırır. Başka bir ırka, renge, inanışa, fiziksel farklılığa, duygusal seçimlere vs. bakış açımızı yumuşatır. Bizlere ve gelecek nesillere büyük dersler çıkartır umuyorum ki.. Çünkü eğer ben o dönemde yaşasaydım ilk öldürülenlerden biri olurdum bir engelli birey olarak 🙂

Saygı barış ve özgürlük Dünya’nın en önemi kavramları. Bu çarpıcı yerle bir kez daha anladık..

Bir çok yeri gezip görmek istiyoruz ama böyle yerleri de görmek zorundayız gibi hissediyorum. Dünya’yı tam anlamıyla tanımak için.

Dahili bağlantı: Prag

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu