Fas Gezi Rehberi: Neler Yenir ve Gezilecek Yerler

İçindekiler
Fas Gezi Rehberi: Tanca’dan Marakeş’e Unutulmaz Bir Seyahat
Fas gezi rehberi ile Kuzey Afrika’nın renkli kültürü, tarihi şehirleri ve eşsiz çöl deneyimlerini keşfetmeye hazır olun. Bu rehberde Tanca, Chefchaouen, Fes, Sahra Çölü, Ouarzazate ve Marakeş gibi önemli destinasyonlarda gezilecek yerler, lezzetler ve alışveriş önerilerini bulabilirsiniz.
Fas Hakkında Genel Bilgiler
Fas, Kuzey Afrika’da yer alan, Atlantik Okyanusu’ndan Cebelitarık Boğazı’na kadar uzanan uzun bir sahil şeridine sahip büyüleyici bir ülkedir. Başkenti Rabat, en büyük şehri ise Kazablankadır.
Türk vatandaşlarından vize istememesi nedeniyle Fas’a seyahat oldukça kolaydır. Ulaşım ve yollar konusunda bazı çekinceleriniz olabilir; ancak doğru planlama ile bu zorluklar minimuma indirilebilir. Hadi Fas Gezi Rehberi’mize birlikte bakalım.
Fas’a Ulaşım ve İlk İzlenimler
İstanbul’dan Fas’a uçakla yaklaşık 4 saat sürmektedir. Havayolu şirketine tekerlekli sandalyenizi önceden bildirirseniz, hem uçağa biniş hem de iniş sırasında gerekli destek sağlanır.
Fas Mutfağı ve Lezzetleri
Fas’ın meşhur yemekleri arasında şunlar öne çıkar:
-
Kuskus pilavi: İnce bulgurla yapılan klasik Fas yemeği.
-
Tagine (Tajin): Et ve tavukla yapılan, sebzeli ve zeytinyağlı tencere yemeği.
-
Deniz ürünleri: Sahil şehirlerinde oldukça taze ve lezzetli.
-
Mint Tea (Nane Çayı): Bol şekerli servis edilir, Fas kültürünün ikonik içeceğidir.
-
Sokak lezzetleri: Özellikle salyangoz (isteğe bağlı olarak).
Alışveriş önerileri: Deri çantalar, sandaletler, ceketler, dokuma halılar, kilimler, argan yağı ve arganlı sabunlar, bakır ve seramik ürünler. Pazarlık yapmayı unutmayın; sıkı pazarlık Fas kültürünün bir parçasıdır.
TANGİER (TANCA)
Fas turumuzun ilk günü Cebelitarık Boğazı’nın Afrika kıtası tarafında kalan Tanca’ydı. Akdeniz ve Atlas Okyanusu’nun birleştiği yer. Arabadan inip tamda denizlerin kesiştiği yere geldiğimizde nefesim kesildi. harika görünüyordu. Cap Spartel denilen bölgedeydik ve seyir tepesi gibi bir yere geldik. Buralarda tekerlekli sandalyenizle gayet rahat gezebilirsiniz ve okyanusa karşı müthiş fotoğraflar çekebilirsiniz.
Daha sonra Kasbah bölgesine gittik ve sokaklarda dolaştık. Sokaklarda rahatça dolaşabilirsiniz büyük sıkıntılar yok. Dolaşırken eskiden hapisane ve şu an sanat merkezi olan bir yer göreceksiniz. Postmodernizm örneği diyebiliriz. Ve inanılmaz güzel ve değişik kapılarla karşılacaksınız. Hiç bir kapı diğeriyle aynı değil ve kendine özgün hepsi. Sokaklarda dolaştıktan sonra limana çıkıyorsunuz ve limanı gören çok hoş yerler var. buralarda Fas’a ait olan Nısh Nısh (sütlü hafif bir kahve) kahvesini limana doğru keyifle içebilirsiniz. Tanca gayet gelişmiş bir şehir. Kıyı bölgesi olduğu için oldukça fazla villalar bulunuyor. Şehir gayet gelişmiş olduğu için fazla zorluk yaşamadan şehri dolaşabilirsiniz.
Tanca, Cebelitarık Boğazı’nın Afrika kıtası tarafında yer alır ve Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nun birleştiği noktadadır.
-
Cap Spartel: Denizlerin birleştiği muhteşem manzara noktası.
-
Kasbah Bölgesi: Sokaklar tekerlekli sandalye ile gezilebilir, eski hapisane şimdi sanat merkezi olarak hizmet veriyor.
-
Liman ve Nısh Nısh Kahvesi: Limana karşı keyifli bir mola verilebilir.
Tanca, sahil bölgesi olması nedeniyle gelişmiş altyapıya sahiptir ve şehirde rahatlıkla dolaşabilirsiniz.
CHEFCHAOUEN (ŞAFŞAFAN)
İki dağ arasına kurulmuş tamamen mavinin tonlarıyla boyanmış küçük bir şehir. Evler yollar merdivenler her yer mavi ve onun bir tonu. Tamamen görsel bir şölen sunuyor. Mavi kutsal renk kabul edildiği için ve akreplerden koruduğunu düşündükleri için boyuyorlarmış. Çok eski bir gelenek. Her iki yılda bir şehir tekrar boyadıkları için her zaman mavi ve canlı kalıyor.
Ama ne yazık ki burayı tekerlekli sandalye ile geniş geniş gezmek çokta mümkün değil. Çünkü çok fazla basamak ve merdiven bulunuyor. Küçük bir meydanı var adı Uta El-Hammam. Genelde cafe ve restaurantlar burada bulunuyor. Şafşafan manzarası olan cafelerden birinde bişeyler yiyip içebilirsiniz.
Ayrıca bu meydanda hint kınası yapan bir çok kadın bulunuyor belki onlardan birine bişeyler yaptırabilirsiniz, ben öyle yaptım. Sıkı bir pazarlık yapın. Fasta her yerde ve herkesle pazarlık yapın muhakkak.
Ayrıca burada riad denilen yerlerde kalınıyor ve ne yazık ki onlarda genelde basamaklı ve merdivenli. tabi bir çok hostel de bulunuyor kim bilir engelliye uygun bir yer bulunur. Fakat insanları oldukça yardım sever. Belki her yerde rahatça içtikleri marijuanadandır 🙂
Yani burası için geziniz oldukça yorucu ve zahmetli geçebilir. Zaten oldukça küçük olduğu için çok az zaman ayırmak bile yeterli. Her turistik bölgede olduğu gibi burada da hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.
Bazen güzel olan şeyler maalesef zor ve acı oluyor burası da öyle bir yer.
-
Uta El-Hammam Meydanı: Cafeler, restoranlar ve hint kınası yapan kadınlar.
-
Riad Konaklamaları: Çoğu merdivenli; engelliye uygun alternatifler sınırlı.
Not: Şehir çok küçük olduğundan gezmek kısa sürer, fakat görsellik açısından etkileyicidir. Hediyelik eşya alışverişi için meydan ideal bir noktadır.
FES (FEZ)
Biz Fes’te eski kent anlamına gelen ve araç trafiğine kapalı olan El-bali bölgesini dolaştık. Burada 9 binden fazla dar sokak var. Adeta dev bir labirent gibi. Rehbersiz gezmek çokta mümkün değil zira bizim rehber kaç kere kaybolduğundan bahsetmişti 🙂 Dünya’nın en eski kentlerinden biri olmasına ve sokakların çok dar olmasına rağmen gayet kolay gezdik. Evet bazen eşya taşımak için küçük el arabalarına benzeyen araçlarla karşılaştık ama insanları gayet yardımsever. O yüzden aşırı bir zorluğu yok. Yalnız etrafta kelle görmeye hazır olun 🙂
Burada eski usullerde yapılan deri tabakhaneleri var ve aşırı kötü kokuyor. Özellikle yaz mevsiminde öğlen saatlerde oradaysanız vay halinize 🙂 Biz neyseki daha akşam üstü gittiğimiz için derilerin işlem görmesi bitmişti. Tabakhaneleri görmek için üst katlara merdivenle çıkılıyor ve çıkarken elinize birer avuç nane veriliyor ki kokuya daha kolay katlanabilin 🙂 bana koca bir demet tutuşturdular :)) Ona rağmen tabakhaneleri göremedim çünkü koku hassasiyetim fazla.
Buradan Argan yağı aldık. Gözümüzün önünde saf olarak argan yağı sıkan bir dükkandaydık. Bize çeşitli kokular ve yağlar denettirdi. Çok mistik ve hoş bir deneyimdi.
Gerçek Fas deneyimi geçirmek istiyorsanız kesinlikle Dünya Mirası ilan edilen Fez’i görmelisin. Çünkü burası “turistik” değil tam olarak otantik. Bu bölge tamamen surlarla çevirili. O yüzden gezerken pekte güneş ışığı görmüyorsunuz. Hem de labirent gibi olmasına rağmen sokak geçişlerinde rampaları var. Bu yüzden gayet kolay gezebilirsiniz fakat navigasyona güvenmeyin 🙂
SAHRA ÇÖLÜ
Evet gelelim aslında en değişik ve en etkileyici yere. Tabii muhtemelen bir çoğumuz için fazlaca zor çöle gitmek. Çölde bir gece berberi çadırlarında kalıyoruz bu gezide. Çadırlara ve kamp alanına ulaşmak için deveyle gittik. Deveye bineceğimiz alana beni 4X4 araçlarla getirdiler. Oradan deveye binip çölde yolculuğa başladık. Gün batımını yakalayıp harika fotoğraflar çekindik ve bir saat kadar kumların üzerinde oturduk, yuvarlandık 🙂 Deveye binemeyecekseniz de 4X4 araçlar bizden önce eşyalarımızı götürmek için kamp alanına ulaşıyor. Onunla da gidebilirsiniz. Geriye tek bir sorun kalıyor. Tepeden aşağıdaki çadırlara ulaşmak. Onun içinde eğer bir yardımcınız varsa gerisi çokta zor değil.
Öncelikle nane çayı ve kuruyemiş ikramıyla karşılanıyoruz. Biraz zaman sonra ise berberilerin bizim için hazırladığı harika sofraya oturuyoruz. Çeşit çeşit yemekler ve meyveler var. Müthiş bir yemek sonrası asıl gece başlıyor. Kocaman bir ateşin etrafında bulunan sedirlere kuruluyoruz ve bizim için müzik yapmalarını ve dans etmelerini izleyip eşlik ediyoruz. O kadar eğlenceli ve farklı bir gece oluyor ki adeta bir filmin içindeymişiz gibi. Gece olduğunda kum tepelerine çıkıp yıldızları izliyoruz. Tabii tepeye çıkmak gece ve oldukça zahmetli buna gerek yok. Ben ateşin başında uzanarak yıldızları izledim ve aşık oldum! Biz gökyüzü görmüyormuşuz. O kadar mükemmeldi ki. Zaten tamamen yıldızları görebilelim diye berberi arkadaşlar kampın tüm ışıklarını söndürüyor ve gösteri başlıyor 🙂
İsterseniz sabahlayın isterseniz de sizin için hazırlanmış çadırlarda yataklarda dinlenin. Biz dinlenmeye geçtik. Sabahta güneşin doğuşunu izlemek ve yola çıkmak için erkenden uyanıyoruz. Güneş doğuşu da ayrı keyifliydi.
Bu arada tuvalet sorununu eminim merak ediyorsunuzdur benim de en merak ettiğim konuydu. Ve çk gariptir ki çöle klozet kurmuşlar 🙂 yani o kadar da zor olmadı. Her şey gayet çölde olabilecek en konforlu halindeydi.
Ben sabah çok yorgun olduğum için deveye binmeyi tercih etmedim ve 4X4 araçla adeta safari havasında otele kahvaltı yapmaya döndüm. Çok keyifli ve eşsiz bir deneyimdi. Bazı zorluklara göz yumarak bunu deneyimleye çalışın 🙂

OUARZAZATE (VARZAZAT)
Burası doğal oluşuyla, toprak tonlarıyla ve aldığı güneş ışığıyla birlikte film endüstrisinin başını çekiyor. Çöl temalı filmlerin çoğu burada çekilmiş. Film stüdyoları ve sinema müzeleri bulunmaktadır. Biz de tabii ki Taht Oyunları, Arabistan Lawrence, Kleopatra, Büyük İskender, Cennetin Krallığı, Mumya, Yıldız Savaşları, Yaşayan Gün Işığı, ve Gladyatör gibi müthiş filmlerin çekildiği Atlas Stüdyoları’nı gezdik. Stüdyolara girmek için gişeden bilet alıyoruz ve tekerlekli sandalyenin rahatça geçebileceği kapıdan giriyoruz. Görevliler yardımcı oluyor. Biz Stüdyonun rehberi ile birlikte gezdik. Ve stüdyoyu gezmek çok kolay her yer dümdüz. Girdiğimiz her platoda hangi filmin ve nasıl çekildiğini anlatıyor. Bayılarak izlediğimiz filmlerin çekildiği yerleri görüp oralarda dolaşmak çok keyifliydi. Hatta tahta çıktığım bu yerde benimde kısa bir videomu çektiler 🙂 çok eğlenceliydi.
Keyifle gezip fotoğraflar ve videolar çekebileceğiniz bir yer. Burada yaşayanların çoğu filmlerde figüranlık yaparak geçimlerini sağlıyorlarmış. Bölge tarım ve hayvancılık için hiç uygun değil çünkü.
MARRAKESH (MARAKEŞ)
Halk tarafından “Kızıl Şehir” olarak tanımlanmaktadır. Evet tam olarak kaosun beşiği diyebiliriz. Gündüz nispeten sakin görünüyor şehir. Fakat akşam Jemaa El-Fna (Faniler Meydanı) indiğinizde işte gerçek bir duman altı ve kaos karşınızda! Meydan’a giden yolda faytonların kokusuyla şehir kendini göstermeye başlıyor 🙂 Bu arada şehri rahatlıkla gezebilirsiniz hiç bir sorun yok yollarında. Sadece buralarda daha dikkatli gezmeye çalışın çünkü gerçekten kalabalık başınızı döndürebilir.
Bu meydana akşam saat altıdan sonra onlarca yemek çadırı kuruluyor. Ve mantar gibi türeyen onlarca çeşit satıcı, yılan oynatıcısı, maymun gezdiricisi, dövmeciler, falcılar, ayak üstü kumar oyunları, müzik yapanlar… O kadar çok çeşitlilik var ki. Ve her biri size bir şey satmaya çalışıyor. Mümkün olduğu kadar kimseyle göz göze gelmemeye çalışın. Hatta birinin videosunu/fotoğrafını çektiğinizde de sizden muhakkak para isteyecekler. Dikkatli olun!
Alışveriş yapmak isteyenler için burası biçilmiş kaftan. Fakat sakın pazarlık yapmadan bişeyler almayınız zira fiyatları inanılmaz şişiriyorlar. Çok pahalı dediği şeyi çok uyguna alabileceğinizi unutmayın. Aradığınız merak ettiğiniz etmediğiniz her şeyi burada bulabilirsiniz. Her sokak satıcılarla dolu. Biraz yorulabilirsiniz, hayır demekten 🙂 Yürüyerek her yeri gezebilirsiniz.
Görmeniz gereken iki yer var bence; Bahia Sarayı ve Majorelle Bahçesi. (Ben maalesef yorgunluktan ikisine de gidemedim)
Bu Fas gezi rehberi, Tanca’dan Marakeş’e kadar olan şehirleri, lezzetleri, alışveriş seçeneklerini ve Sahra Çölü deneyimini kapsamaktadır. Fas’ı doya doya deneyimlemek için planlı bir gezi yapmak, hem konforlu hem de unutulmaz bir seyahat sağlar.
Dahili Bağlantı: Toledo Gezi Rehberi: Engelliler İçin Toledo Deneyimi yazımıza göz atın!
Harici Bağlantı: Visit Morocco Resmi Turizm Sitesi








